<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>takdir etme | Başak Tecer Eğitim ve Danışmanlık</title>
	<atom:link href="https://www.basaktecer.com/tag/takdir-etme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.basaktecer.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2017 14:34:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.3.20</generator>
	<item>
		<title>Takdir Etmek Bu Kadar Zor mu?</title>
		<link>https://www.basaktecer.com/takdir-etmek-bu-kadar-zor-mu/</link>
				<comments>https://www.basaktecer.com/takdir-etmek-bu-kadar-zor-mu/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 26 Dec 2016 10:56:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[destek]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[iletişim ve İkna]]></category>
		<category><![CDATA[Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışan bağlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal zeka]]></category>
		<category><![CDATA[geribildirim]]></category>
		<category><![CDATA[ikna]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[takdir etme]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://basak.e-alora.com/?p=5812</guid>
				<description><![CDATA[<p>Takdir Etmek Bu Kadar Zor mu? Kendinizi bazen takdir edilme ihtiyacı içerisinde bulduğunuz oluyor mu? Siz elinizden gelenin en iyisini yaptığınız ve harika işler çıkardığınız halde? İç referansı yüksek biri olarak, yani kendi iç tatminimi bir işi iyi yapmakta öncelik almama rağmen, zaman zaman bunun yeterli olmadığını görüyor ve hissediyorum. Zira her insan gibi benim&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.basaktecer.com/takdir-etmek-bu-kadar-zor-mu/">Takdir Etmek Bu Kadar Zor mu?</a> first appeared on <a href="https://www.basaktecer.com">Başak Tecer Eğitim ve Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Takdir Etmek Bu Kadar Zor mu?</strong></p>
<p>Kendinizi bazen takdir edilme ihtiyacı içerisinde bulduğunuz oluyor mu? Siz elinizden gelenin en iyisini yaptığınız ve harika işler çıkardığınız halde? İç referansı yüksek biri olarak, yani kendi iç tatminimi bir işi iyi yapmakta öncelik almama rağmen, zaman zaman bunun yeterli olmadığını görüyor ve hissediyorum. Zira her insan gibi benim de, başkaları tarafından da motive edilmeye ihtiyacım var. İşyerime bağlılığımı kaybetmemde takdir etme alışkanlığı olmayan ve sürekli hatalara odaklanan yöneticilerle çalışmış olmanın etkisini de göz ardı edemem. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Oysa hiçbir maliyeti olmayan ve çalışan üzerinde son derece olumlu etki yaratan bu eylemi maalesef birçok yönetici ihmal ediyor. Sanırım buradaki en büyük etkenlerden biri çocukluk öğretilerimiz. Ben kırkbeş yaşındayım ve çocuğunu takdir etmenin onu şımartacağı anlayışıyla yetiştirilmiş biriyim. Hatta üniversiteyi kazandığımda rahmetli babam, çığlıklarım karşısında bir sakin ol, herhalde kazanacaksın demişti. Bu söylemin moralimi ne denli bozduğunu tahmin edersiniz. Oysa babam bunu beni motive etmek için söylemişti. Benzer şeyler iş hayatında da olmuyor mu? Harika işler çıkarıp heyecanla yöneticinizin yanına gidip, bu iş oldu dediğinizde sen zaten yaparsın dendiği…</p>
<p>Peki sizce takdir etmeye ne engel oluyor?</p>
<p>Benim saptadığım birkaç maddeden bahsetmek istiyorum.</p>
<ul>
<li><strong>Takdir etmenin öneminin farkında olmama:</strong> Yöneticiniz takdir etmenin kişide yaratacağı etkinin farkında olmayabilir. Bizi takdir eden mi vardı mantığıyla kendi başına gelen yanlış örnekleri doğru kabul ediyordur. Bu durumda bunu talep edin. Danışmanlık yaptığım bir projede şirketin genel müdürüne aynen şunu söyledim. Yaptığımız işlerden memnun olduğunuzu düşünüyorum. Doğru mu? Evet. Peki, o halde beni neden hiç takdir etmiyorsunuz? Ama siz danışmansınız. Bu zaten böyle olmalı değil mi diye sordu. Elbette, ama sizce böyle olmadığı durumlar da olabilir değil mi? Elbette. O halde beni projeyle ilgili heyecanımı kaybetmemem için takdir eder misiniz? Hem şaşırdı, hem de hoşuna gitti. Ve ardından çok şık bir cümleyle takdir etti. Bazen kişiler, bunun öneminin ve karşısında yaratacağı olumlu etkinin farkında olmadıkları için sizi takdir etmezler. Takdiri, talep edin.</li>
<li><strong>Nasıl takdir edeceğini bilmeme:</strong> Kendimce Facebook’ta bir deney yaptım. Hayatımda kritik rol oynayan otuz beş arkadaşıma takdir ve teşekkür içeren mesaj metni yazdım. Bir süre sonra da kendi takdir ihtiyacımdan bahsederek onlardan beni takdir etmelerini istedim. Bilin bakalım sonuç ne oldu? Toplam altı kişi… Bu, arkadaşlarımın beni takdir etmediği anlamına gelmiyordu. Sadece nasıl ifade edeceklerini bilemediler. İfade etme güçlüğü bence genel bir gelişim alanı. Siz ne dersiniz?</li>
<li><strong>Kendini kıyaslama yanılgısı:</strong> Yetenek Yönetimi konusunda bu blogta yazılmış en muhalefet yazılardan biri olan Ya yetenek değilseniz yazıma atıfta bulunarak kişinin diğerini takdir etme konusundaki en büyük engelinin kendisini başkalarıyla kıyaslamak gibi bir yanılgıya düşmesi olduğunu düşünüyorum. Yarış tadında yaşanan bir iş hayatı içerisinde o benden daha iyiyse, ben kötüyüm demektir çarpık eşleşmesinin olması sizce de normal değil mi? Oysa yaşam bir yarış değil, bir maratondur. Ve bence hepimiz eşsiz becerilerle donanımlı şekilde dünyaya gelmişiz. Kıyaslama mantığı sizde anlamsız bir kıskançlık duygusu yaratır ve maalesef kendinizi de takdir etmeyeceğinizin sinyali olabilir. Kendinizdeki cevherleri rahatça keşfedip, onları yaşama geçirdiğinizde başkalarını takdir etmenin de ne denli kolay olacağını göreceksiniz. Sizi temin ederim. Başkalarının başarısı sizi daha az başarılı yapmaz. Size sadece daha iyisi için bir yol haritası verir. Tabi siz isterseniz…</li>
<li><strong>Hatalara odaklanma alışkanlığı ve anlamsız mükemmeliyetçilik:</strong> Birlikte bir iş çıkardıktan sonra yöneticiniz iyi yaptığınız şeyleri gözardı ederek hatalara mı odaklanıyor? Eveeet dediğinizi duyar gibi oluyorum. Bu, yöneticinizin güçlü yönleri görme becerisinin henüz gelişmediği anlamına geliyor olabilir. Mükemmeliyetçi kişilerin kendilerini de takdir etmekte çok zorlandıkları ve sürekli bir iç eleştirmenle yaşadıklarını söylemek mümkün. İçten içe sürekli kendi hatalarına da odaklanan kişilerin başkalarını takdir etmesini beklemek ne kadar mümkün olur sizce? İşte tam da bu yüzden önce onları takdir ederek başlamanızı öneririm. Israrla şunu sorun ona. Peki neyi iyi yaptık?</li>
</ul>
<p>Takdir etmek bence bir dünya görüşü, kazanılır bir alışkanlık ve bir beceri… Mutluluğa ve mutlu etmeye açılan kolay bir kapı. Bu kapıyı açmak ve girmek elimizde. Büyük usta Da Vinci’nin dediği gibi kimse sadece bir mermer değil ve maharet içindeki meleği ortaya çıkarmakta…</p>
<p><strong>Yazar: Başak Tecer / Harvard Business Review Türkiye</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Önerilen Eğitimler:</strong> <a href="/egitimler/iletisim-ve-iliski-yonetimi/etkin-geribildirim-verme-ve-alma/">Etkin geribildirim verme ve alma</a>, <a href="/egitimler/iletisim-ve-iliski-yonetimi/iletisim-ve-iliski-yonetimi/">iletişim ve ilişki yönetimi</a>, <a href="/egitimler/iletisim-ve-iliski-yonetimi/duygusal-zeka/">duygusal zeka</a>, <a href="/egitimler/iletisim-ve-iliski-yonetimi/sosyal-zeka/">sosyal zeka</a></p><p>The post <a href="https://www.basaktecer.com/takdir-etmek-bu-kadar-zor-mu/">Takdir Etmek Bu Kadar Zor mu?</a> first appeared on <a href="https://www.basaktecer.com">Başak Tecer Eğitim ve Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.basaktecer.com/takdir-etmek-bu-kadar-zor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Koltuk sevdası</title>
		<link>https://www.basaktecer.com/koltuk-sevdasi/</link>
				<comments>https://www.basaktecer.com/koltuk-sevdasi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 May 2016 09:18:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Başak TECER]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışan bağlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[ikna]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[takdir etme]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basaktecer.com/?p=5093</guid>
				<description><![CDATA[<p>KOLTUĞUNUZ MU SİZİ SİZ Mİ KOLTUĞUNUZU TAŞIYORSUNUZ?  Harvard Business Review  Başak Tecer  Bazı koltuklar yöneticileri, bazı yöneticiler koltukları taşırlar bence. Ne dersiniz? Çalıştığım gazetede yeniden yapılanma adı altında yapılan ağır operasyondan birçok kişinin ciddi ölçüde etkileneceğine emindim. Bela geliyorum demişti çünkü büyük resmi görebilen birileri için. Artık bizim bir üst basamağımızda koltuk savaşları başlamıştı. Ne&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.basaktecer.com/koltuk-sevdasi/">Koltuk sevdası</a> first appeared on <a href="https://www.basaktecer.com">Başak Tecer Eğitim ve Danışmanlık</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KOLTUĞUNUZ MU SİZİ SİZ Mİ KOLTUĞUNUZU TAŞIYORSUNUZ? </strong></p>
<p><strong>Harvard Business Review </strong></p>
<p><strong>Başak Tecer </strong></p>
<p>Bazı koltuklar yöneticileri, bazı yöneticiler koltukları taşırlar bence. Ne dersiniz? Çalıştığım gazetede yeniden yapılanma adı altında yapılan ağır operasyondan birçok kişinin ciddi ölçüde etkileneceğine emindim. Bela geliyorum demişti çünkü büyük resmi görebilen birileri için. Artık bizim bir üst basamağımızda koltuk savaşları başlamıştı. Ne pazarlıklar, ne alışverişler döndü kim bilir? Biz bir alt basamakta fırtınadan nasıl etkileniriz diye bekliyorduk adeta. Bu dönemde en çok aklımdan geçen; bu değişim rüzgârından ben ve ekibimin yara almadan hatta fayda sağlayarak nasıl çıkabileceğimizi planlamaktı. Ben değişimleri çok severim ve değişimde bir silkelenme ve büyük fırsatlar olduğuna inanırım. Bu yüzden de değişimi reddetmem. Son ana kadar bekledim ve değişime destek vermek için elimden geleni yaptım. O ana kadar sakin ve akılcı bir bekleyiş içerisindeydim. Ama kulağıma gelen söylentiler, birçok yöneticinin yeniden yapılanma adı altında gönderileceğini neredeyse teyit eder durumdaydı. Ekibimin motivasyonunu korudum. Toplamda on beş yıl çalıştığım şirketimden her an gidebilecek kadar hazır olmak adına ekibimle konuşmuş ve kalmak ya da gitmek isteyenlerin görüşünü almıştım. Kolilerimi yapmış ama çalışmaya devam ediyordum. Ta ki bir akşamüstü grup başkanımız odama girip benimle şu konuşmayı yapana kadar…</p>
<p>“Ne yapıyorsun Başak?” dedi. “Çalışıyorum dedim ve yeni organizasyon şemasını heyecanla bekliyorum. Ya bir üst kata çıkacağım ya da gideceğim.” “Biliyorsun yatay sisteme geçiyoruz ve tenzili rütbe ( ünvanın düşürülmesi) yapıyoruz” dedi. “Biliyorum ama amacı nedir, kimler için geçerli olacağına nasıl karar veriyorsunuz ve bunu nasıl yapacaksınız” diye sorduğumda yüzüne bastırılmış bir öfkeyle karışık bir panik yayıldı. “Bunu size anlatmak zorunda değiliz. Ancak daha iyi olsun diye yapıyoruz” dedi. “Peki insanların hakları ellerinden alınmayacak mı?” diye sordum. “Olabilir ama şirketin geleceği için bu gerekli” dedi. “Sen ne yapacaksın?” dedi. “Ben ve ekibime ne getirecek ona bakacağım” dedim. “Nasıl yani?” dedi. “Herkes kabul ediyor. Kabul etmeyenlerle yollarımızı ayıracağız. O zaman belki de gitme vaktidir” dedim. Bu süreçte yapılanlara tepki veren azınlık, son bir ay çalışma odalarından dahi olmuşlardı. Eski ekibimden olan kişiler dahil birçok çalışma arkadaşım, benim odama yerleşmiş ve herkes bir şekilde kendini kurtarma çabası içerisindeydi. Ama maalesef yöneticileri başlarının çaresine bakmayı tercih etmişlerdi. Pazarlıklarına devam ediyorlardı yukarıda.</p>
<p>Bu hikaye bir kahramanlık hikayesi değil. Ancak koltuk kaygısı yaşayan yöneticilere nasıl şahit olduğumun somut bir örneğidir. Eğer sizi koltuğunuz taşıyorsa ve ne yazık ki bununla var olmaya çalışıyorsanız, bu tarz krizlerde, bu tarz kaçışlar yaşayabilirsiniz. Ama siz koltuğunuzu taşıyorsanız; o koltuktan hızla kalkmak sorun olmaz. Ünvanların havada dağıtıldığı bir şirkette çalışıyorsanız ki; bizimki öyleydi bu, yönetim zafiyetinin göstergesidir. Gerçek yöneticiler, ünvanlara ihtiyaç duymazlar. Zira onlar doğal liderlerdir. Ünvan sahibi olmayı küçümsemiyorum. Ancak ünvanların insanları lider yaptığını kim söyleyebilir? Ya da yönetici? Açıkçası ben yöneticinin insanları değil, performansı yöneten liderler olduğuna inanırım. İşin aslı ben lider, yönetici, komutan gibi ünvanlara da gülüp geçiyorum. İş hayatınızda kaç kişi sizin hareketinize ilham veriyor? Kaç kişiyi takip edersiniz? Ve neden? Bu insanların hepsi koltuk sahibi kişiler mi? Ya da koltuk sahibi olduğu halde kaç kişiye burada ne işi var diye içinizden geçirdiniz? Bir düşünün…</p>
<p>Kendi tecrübemle insanların koltuklardan çok oradakilerin varlığına, yarattıkları etkiye ve enerjiye saygı duyduklarını düşünüyorum. Birisini korkutarak ve sözde yetkilerinizle ne denli etkin bir şekilde yönetebilirsiniz sizce? Ki yönetmek değil, yön vermek kelimesini tercih ederim. Hayatınızda korktuğunuz mu, yoksa saygı duyduğunuz kişiler mi sizde daha fazla etki yarattı? Koltukların taşıdığı kişilerden oluşan bir şirkette çalışıyorsanız, işiniz de doğal olarak hayatınızı idame ettirmek için bir araç haline dönüşebilir. Bu durumda doğal olarak yeni fırsatlara açığım başlığı yer alır Linkedin sayfanızda. Ve bence bu konuda sizi kimse yargılayamaz. Çünkü koltuğun taşıdığı bir yöneticiyle çalışıyorsanız eğer, her an korku ve öfkeyle baş başasınız demektir. <a class="wf_file" href="http://www.jamesaltucher.com/"><span class="wf_file_text">James Altucher</span></a>’ın dediği gibi öfke, korkunun giyinmiş halidir çünkü. Siz ne zaman yöneticinizden daha dâhice bir fikir üretseniz onda bir korku yaratıyorsunuz demektir. Bu da, onun öfkesine ve muhtemelen sizi bir tehdit olarak algılamasına sebep olacaktır. Bu tehdide verdiği karşılığın biçimini belirleyen şey ise; o kişinin iletişim becerisi ya da beceriksizliği ya da analitik zekâsı olacaktır. Ben her iki modeli de deneyimledim açıkçası. Yöneticinin, iletişim becerisi ve analitik zekası düşükse; hatalarınıza odaklanarak öfkesini net bir şekilde yansıtırken, bu konuda göreceli olarak daha iyi olanlar gizli ajandalarla yürümeyi tercih ediyorlar bence. Delege etmeyi bırakın, her attığınız adımızdan haberdar olmak isterler. Sanki siz, onların arkasından kuyularını kazıyormuşçasına bir endişe ile yaşar ve size de öyle davranırlar. Basit işler için bile bir sürü imza almanız gerekir onlardan …. Hatta haberi olmadan bir iş yapıp da hata yapmışsanız, benim haberim yoktu diye anında sıyrılıverirler. Başarı onlara, başarısızlık size aittir. O kadar çok korkarlar ki koltuklarını kaybetmekten, bu onların kâbusu haline gelir. Değersizlik hisleriyle baş etmek için kendilerini överken, bir yandan da başkalarını karalamaya devam ederler. Ve sizin de öyle davranmanızı beklerler. Adamcılık dediğimiz bir kültür oluştururlar şirkette, nüfuz sahibi olmak için. Adamları ne yaparsa yapsın, onları kollarlar. Ama ne yazık ki zor günlerde onları ilk terk eden bu kişiler olur.</p>
<p>Sözün kısası; koltuklar, yöneticileri taşımazlar. Gerçek bir yönetici ve liderseniz sizi ekibiniz ileriye, yukarıya taşır. Öyle büyük anlamlar yüklemeye gerek yoktur koltuklara… Bir gün bakarsınız çekilivermiş altınızdan. İşte o gün siz hâlâ peşinizden sürükleyebiliyorsanız insanları, işte o zaman gerçek bir lider, yönetici ya da komutansınız demektir. Zaten bu noktadan sonra da hiçbir önemi yoktur o kartvizitin…</p>
<p>İnsanlar sizi, sadece siz olduğunuz için takip ederler…</p>
<p>Koltuğu değerli kılan varlığı değil, sizin ona yüklediğiniz anlamdır çünkü…</p><p>The post <a href="https://www.basaktecer.com/koltuk-sevdasi/">Koltuk sevdası</a> first appeared on <a href="https://www.basaktecer.com">Başak Tecer Eğitim ve Danışmanlık</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.basaktecer.com/koltuk-sevdasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
